Fe lemmâ câet kîle e hâkezâ arşuk(arşuki), kâlet ke ennehu huve ve ûtînel ilme min kablihâ ve kunnâ muslimîn(muslimîne).
1. fe : böylece
2. lemmâ : olduğu zaman
3. câet : geldi
4. kîle : denildi
5. e : mı
6. hâkezâ : böyle, bunun gibi
7. arşu-ki : senin tahtın
8. kâlet : dedi
9. ke ennehu : sanki o, onun gibi
10. huve : o
11. ve ûtî-nâ : ve bize verildi
12. el ilme : ilim
13. min kabli-hâ : ondan önce
14. ve kunnâ : ve biz olduk
15. muslimîne : müslümanlar, teslim olanlar
İmam İskender Ali Mihr : Böylece geldiği zaman ona: "Senin tahtın bunun gibi miydi (böyle miydi)?" denildi. (Sebe Melikesi): "Sanki o." dedi. Ve (Süleyman A.S): "İlim bize ondan önce verildi. Ve biz müslümanlar, (Allah`a teslim olanlar) olduk."
Diyanet İşleri : Belkıs gelince, Senin tahtın böyle mi? denildi. O da, Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik dedi.
Abdulbaki Gölpınarlı : Hükümdâr gelince, tahtın bu muydu dendi, o da ona pek benziyor zâten daha önce de Süleyman`ın peygamberliğini bilmiş, anlamıştık ve teslîm olmuştuk dedi.
Adem Uğur : Melike gelince: Senin tahtın da böyle mi? dendi. O şöyle cevap verdi: Tıpkı o! (Süleyman şöyle dedi): Bize daha önce (Allah`tan) bilgi verilmiş ve biz müslüman olmuştuk.
Ahmed Hulusi : (Saba Melikesi) geldiğinde şöyle denildi: "Senin tahtın işte böyle midir?". . . (Melike de) dedi ki: "Sanki o. . . Bundan önce (zaten) bize ilim verilmişti ve müslimler olmuştuk. "
Ahmet Tekin : Kraliçe gelince:
`Senin tahtın da böyle mi?` denildi. Kraliçe:
`Bu, tıpkı o` dedi, tahtını tanıdı. Süleyman:
`Zaten, o gelmeden önce, onun bileceği ile ilgili bilgi bize verilmişti. Biz, Allahın emrini, hükmünü, vahyini kabul eden müslümanlarız.` dedi.
Ahmet Varol : (Sebe hükümdarı) gelince: `Senin tahtın böyle miydi?` denildi. `Tıpkı odur. Bize ondan önce ilim verilmiş ve biz Müslüman olmuştuk` dedi.
Ali Bulaç : Böylece (Belkıs) geldiği zaman ona: "Senin tahtın böyle mi?" denildi. Dedi ki: "Tıpkı kendisi. Bize ondan önce ilim verilmişti ve biz müslüman olmuştuk."
Ali Fikri Yavuz : Vakta ki (Belkıs) geldi, ona denildi ki: - Böyle mi senin tahtın? (Belkıs şöyle) dedi: - Sanki odur. Bununla beraber bize bu taht mucizesinden önce (peygamberliğine delâlet eden Hüdhüd mucizesi ile) ilim verildi ve müslüman olduk.
Bekir Sadak : Melike geldiginde «Senin tahtin boyle miydi?» denildi. O da «Sanki odur, daha once bize bilgi verilmisti ve teslim olmustuk» dedi.
Celal Yıldırım : Melike gelince, «tahtın böyle mi idi ?» denildi. O da «onun gibi bir şey; bundan daha önce bize bilgi verilmişti; bizler de teslîm olmuş idik,» dedi.
Diyanet İşleri (eski) : Melike geldiğinde `Senin tahtın böyle miydi?` denildi. O da `Sanki odur, daha önce bize bilgi verilmişti ve teslim olmuştuk` dedi.
Diyanet Vakfi : Melike gelince: Senin tahtın da böyle mi? dendi. O şöyle cevap verdi: Tıpkı o! (Süleyman şöyle dedi): Bize daha önce (Allah`tan) bilgi verilmiş ve biz müslüman olmuştuk.
Edip Yüksel : (Kadın lider) varınca kendisine, `Senin tahtın buna mı benziyor?` dendi. `Tıpkı o,` dedi, `Bize ondan önce bilgi verilmişti ve biz müslüman idik.`
Elmalılı Hamdi Yazır : Binaenaleyh geldiğinde böyle mi senin tahtın? denildi, sanki o, maamafih bize ondan önce ılim verildi müsliman olduk dedi
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Bunun üzerine (Melike) gelince: «Böyle mi senin tahtın?» denildi. (O da): «Sanki o! Zaten bize daha önce bilgi verildi ve biz müslüman olduk! dedi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Melike gelince, «Senin tahtın da böyle mi?» dendi. O şöyle cevap verdi: «Tıpkı o! Zaten bize daha önce bilgi verilmiş ve biz teslimiyet göstermiştik.»
Fizilal-il Kuran : Kraliçe gelince kendisine: «Bu senin tahtın mıdır? diye soruldu. O da dedi ki; «Sanki odur. Zaten bu mucizeden önce bize bilgi verilmiş ve biz senin çağrına boyun eğmeye hazırlanmıştık.»
Gültekin Onan : Böylece (Belkıs) geldiği zaman ona: "Senin tahtın böyle mi?" denildi. Dedi ki: "Tıpkı kendisi. Bize ondan önce ilim verilmişti ve biz müslüman olmuştuk."
Hasan Basri Çantay : Artık (kadın) gelince ona (şöyle) denildi: «Senin tahtın böyle mi idi»? (Kadın) dedi: «Sanki bu, odur. Ondan evvel de bize ilim verilmişdi ve biz müslüman olmuşduk».
Hayrat Neşriyat : Nihâyet (melîke) gelince (ona): `Senin tahtın böyle miydi?` denildi. (O da

`Sanki bu, odur! Zâten bize ondan (tahtımın hârika bir sûrette getirilişinden) önce (senin nübüvvetine dâir) bilgi verilmişti ve (biz) Müslüman kimseler olmuştuk` dedi.
İbni Kesir : Böylece geldiğinde: Senin tahtın böyle miydi? denildi. O da: Sanki bu, odur. Ondan önce de bize bilgi verilmişti ve biz müslüman olmuştuk, dedi
Muhammed Esed : Ve böylece, (Süleyman`ın yanına gelince) ona: "Senin tahtın böyle miydi?" diye soruldu. (Sebe Melikesi

"Sanki bunun gibiydi!" dedi. (Süleyman, bunun üzerine, yanındakilere

"(İlahi) bilgi ondan önce bize verilmiş olduğu ve bizim de (başından beri) Allah`a yürekten boyun eğen kimseler olduğumuz halde, (Melike`nin, bizim kendisine bu yolda herhangi bir yardımımız olmadan, kendiliğinden hakka ulaştığını)
Ömer Nasuhi Bilmen : (42-43) Vaktâ ki (o hükümdar kadın) geldi, denildi ki, «Senin tahtın böyle midir?» Dedi ki: «Bu, sanki o. Maamafih bize ondan evvel bilgi verilmiş idi ve bizler müslümânlar olduk.» Onu Allah`ın gayrı tapar olduğu şey (İslâmiyet`ten) men etmiş idi. Şüphe yok ki o, kâfirler olan bir kavimden idi.
Ömer Öngüt : (Belkıs) gelince: Senin tahtın böyle miydi? denildi. O da: Tıpkı o! Zaten bize daha önce bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik. dedi.
Şaban Piriş : Kraliçe geldiği zaman: -Senin tahtın böyle miydi? denildi. O da: -Sanki bu o! Daha önce bize bilgi verildi ve müslüman olduk, dedi.
Suat Yıldırım : Süleymanın huzuruna girince ona: "Senin tahtın da böyle midir?" diye soruldu. "Sanki o!" dedi, "zaten bu mucizeden önce bize bilgi verildiği için sana itaat edenlerden olduk."
Süleyman Ateş : (Kraliçe) Gelince (ona): "Senin tahtın da böyle mi?" dendi, "Tıpkı o, dedi, zaten bize daha önce bilgi verilmişti. (Allâh`ın kudretini ve senin peygamber olduğunu anlamış) ve biz müslüman olmuştuk."
Tefhim-ul Kuran : Böylece (Belkıs) geldiği zaman ona: «Senin tahtın böyle mi?» denildi. Dedi ki: «Tıpkı kendisi. Bize ondan önce ilim verilmişti ve biz müslüman olmuştuk.»
Ümit Şimşek : Belkıs geldiğinde, ona `Senin tahtın buna benziyor mu?` dendi. Belkıs `Sanki kendisi,` dedi. `Zaten bize daha önce bilgi ulaşmış ve biz hakka teslim olmuştuk.`
Yaşar Nuri Öztürk : Melike gelince şöyle denildi: "Senin tahtın da böyle mi?" Dedi: "Bu sanki o. Zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz müslüman olmuştuk."